Tophane Mahallesi Palandöken Caddesi Esnaf Sarayı Kat:5 Merkez/RİZE
Kültür Şehri Rize

Kültür Şehri Rize


Rize’nin tarih öncesi hakkında bilgiler sınırlı durumdadır. Kentin adının kökeniyle ilgili çeşitli efsaneler varsa da tam olarak bilinmemektedir. MÖ 2. bin yıl başlarında tarım ve hayvancılıkla uğraşan bazı toplulukların yaşadığı yörenin yazılı tarihi MÖ 7. yüzyılda Miletli denizcilerin yaptıkları seferlerle başlar. Daha sonra Kimmer, Med ve Pers akınlarına uğrayan yöre, MÖ 180’de Kral Pharnakes’in işgaline uğrar. MÖ 1. yüzyılda Partlar’ın eline geçen bölge, MS 10 yılında Roma egemenliği altına girer. Karadeniz-İran ticaret yolu üzerinde oluşu nedeniyle çekişme konusu olur ve Doğu roma İmparatorluğu(Bizans) ile Sasaniler arasında birkaç kez el değiştirir. 1071 Malazgirt Zaferi’nin ardından Selçukluların eline geçtiyse de I. Haçlı Seferi sonrasında Doğu Roma Hakimiyetine geri döner. 1204’teki III. Haçlı Seferi’nden sonra Trabzon Rum İmparatorluğu’nun egemenliğine girer. Fatih Sultan Mehmed devrinde, 1461 yılında kentte Osmanlı egemenliği başlar. I.Dünya Savaşı’nda 9 Mart 1916’da Rus işgali yaşayan Rize, 2 Mart 1918’de kurtulur. Bu tarihten sonra Trabzon vilayetine bağlı sancak merkezi olan kent, Cumhuriyet sonrasında 1924’te il olur.



Camiler

Rize camileri bölgenin zengin mimari özelliklerinin etkisi altında kalmış ve mahalli özellikleri bünyesinde barındıran yapılardır. Yapı malzemesi olarak genellikle ahşap ve taş malzeme kullanılmıştır. Rize kent merkezindeki İskender Cafer Paşa Camisi Osmanlı klasik devrine bir örnektir. Diğer camiler ise yakın zamanlarda onarım görmüştür. Bu camilerin 1910-1920’li yıllarda son cemaat yerlerinin üzerine birer kat yapıldığı ve 1940-1950’li yıllarda bazılarının yuvarlak kemerli taşkın silmeli, barok özelliğinde yenilendiğini görmekteyiz. Bu mahalli barok etkiler, kale Camisi ve Orta Cami’de kendini daha çok hissettirir. 1960’lı yıllarda kırma çatılı camilerin yıkılarak yerlerine taş ve beton malzemeyle kubbeli camilerin yapıldığı görülmektedir. Günümüzde eski özelliğini yansıtan sadece İskender Cafer Paşa Camisi örnek gösterilir.

Şehir merkezinde yapılan eski camilerden günümüze kadar gelebilen camilerin dış cepheleri taş malzemeyle, iç mekânları ise ahşap malzemeyle yapılmıştır. Oldukça küçük ölçekte yapılan bu camilerde süsleme özellikleri ve güzellik kaygısından çok ihtiyaçlar ön plana çıkmaktadır.

İlçe ve köylerdeki camiler de Rize yöresinin dağınık yerleşme karakterine göre şekillenmişlerdir. Bu camiler bir ya da iki mahallenin ihtiyacı için yapılmış, oldukça küçük boyutta yapılardır. Camiler yapılırken konut mimarisinin genel özellikleri esas alınmıştır. Yapı malzemesi olarak ahşap ve taş malzeme kullanılmıştır. Çivisiz ahşap yığma tarzda görülmeye değer nadide örnekler de vardır (Hemşin’deki Bilen Köyü Camisi, İkizdere’deki Hacı Şeyh Camisi, Fındıklı’daki Meyveli Köyü Camisi ve Kalkandere’deki Hüseyin Hoca Köyü Sahil Camii'dir. Bu camiler ahşap ustalığın önemli özelliklerini yansıtmaktadır. Eğimli araziye kuruldukları için hemen hemen hepsinde yüksek su basmanları yer alır. Çamlıhemşin İlçesi’nde bulunan Aşağı Çamlıca Camisi’nde olduğu gibi bazılarında zemin kata medrese bölümü yerleştirilmiştir. Camilerin ön kısımlarında son cemaat yeri olmamakla beraber, namaz vakitlerinin beklenilmesi amacıyla sedirli bölümler vardır. Süsleme bakımından ahşap öğelerin ağır bastığı camilerin kapıları, mihrapları, minberleri, korkulukları ve tavanları ahşap oyma tekniğiyle bezelidir. Bilenköy Camisi’nin kapı ve minberi üzerinde klasik geometrik süslemeler yüzeyleri kaplar. Minberin panolara ayrılarak, içlerine stilize vazoda çiçekler koyulan örnekleri Şimşirli, Kurtuluş Mahallesi, Zivane Köprüsü, Tunca, Işıklı ve Aşağı Çamlıca Camileridir.



Kaleler

Kent genelinde Ortaçağ’a uzandığı düşünülen çok sayıda kale bulunur. Savunma amaçlı oldukları düşünülmektedir. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde benzer kale yapıları Trabzon ve Giresun kentlerinde de görülmektedir. Yerleşim açısından stratejik konuma sahiptirler. Çevresini korumak, haberleşmek, yeterince askeri kuvveti barındırmak için tesis edildikleri düşünülmektedir. Bu kalelerden Pazar ilçesi Yücehisar Köyü’ndeki Ciha Kale, küçük yapı olup, ortasında birer gözetleme kulesi bulunmaktadır. Yine Pazar İlçesi’nde, küçük bir adacık üzerinde yer alan Kız Kalesi, bu yapılardan kulesi olmadığı için ayrılır. Çamlıhemşin’de Fırtına Vadisi’ne hakim noktada kurulmuş olan Zil Kale, Rize Kalesi’nden sonra kentteki en büyük kaledir. Yine Çamlıhemşin İlçesi’nde, Tatos Geçidi’ndeki Kale-i Bala, içinde birçok tesisata sahip bir kaledir. Kalelerin çoğu bugün harabe halinde olsa da kent merkezinde konumlanan Rize Kalesi ve Çamlıhemşin İlçe sınırlarındaki Zil Kale ziyaret edilmeye değer olanlarıdır.



Kemer Köprüler

Rize’nin deniz seviyesinden 2000 metre yüksekliğe ve 50 metrelik bir mesafeye ulaşan topografyası oldukça dik yamaçlar ortaya çıkarır. Yükseklerden denize hızla dökülen akarsular derin vadiler açarlar. Akarsu vadilerini geçip konutlara, yaylalara ve tarım alanlarına ulaşım için çok sayıda köprü inşa edilmiştir. Böylelikle kent genelindeki taş kemer köprü mimarisi oldukça gelişmiş durumdadır. Bölgesel iklimin etkisiyle kısa sürede yıpranan köprüler sık onarım görmüşlerdir. 

İlk yapım tarihleri kesin olarak bilinmemektedir. Köprülerin tümü, akarsu yatağının iki yanında karşılıklı birer ayak üzerinde yükselen, yuvarlak ya da hafif sivri kemerli bir yay formuna sahiptir. İlkçağlardan itibaren farklı zaman ve mekânlarda farklı toplumlar tarafından kullanılan bu form sayesinde su taşkınlarından korunmaları sağlanmıştır. Tümü dikdörtgen planlıdır ve birçoğu tek ve yuvarlak kemerlidir. Basık veya hafif sivri olan örnekleri de vardır. Çamlıhemşin’deki Kadıköy Köprüsü ve Yukarı Durak Köyü Köprüsü çift kemerli köprü örneklerindendir. Dar vadiler üzerine yapıldıklarından genellikle tek gözlüdürler. Köprü ayakları çift ya da tek yönde doğal kayalara oturtulmuş durumdadır. Tümünün korkulukları köprü yolunun iki kenarında tek sıra kesme taş ile oluşturulmuştur. Köprü kemerleri düzgün kesme taştan, ayak ve diğer kısımları moloz taştan yapılmıştır.

Korkuluklar tek sıra taş olarak yapılmış olup, bazılarında sonradan eklenen demir korkuluklar vardır. Yükseklik kuruldukları vadinin derinliğine göre değişmektedir. 2-3 metreden 15-20 metre yüksekliğe ulaşan köprüler bulunmaktadır. Uzunluk ise vadilerin genişliğine göre 20 metre ile 45 metre arasında değişir.



Müzeler

İlimizde yer alan müzeler, sadece Rize’deki değil, Doğu Karadeniz’in geneline de etki etmiş sosyal ve tarihi olayların bilgi ve belgelerine, etnoğrafik ve arkeolojik buluntulara da ev sahipliği yaparlar. Bunlar Rize Etnografya Müzesi ve Atatürkevi Müzesi(Mehmet Mataracı Konağı)'dirler.



Taş ve Ahşap Konaklar

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde evler; coğrafi yapı gereği genellikle yamaçlarda, dağınık şekilde, çoğu zaman aile içi birkaç evlik gruplar halinde bazen de birbirinden 1-2 km mesafede konumlanır. Yamaçlara ve tepelere serpilmiş orman ve yeşille bütünleşmiş birkaç evden oluşan yerleşmeler, hatta bazen tekil olan bu konutlar güzel manzaralar ortaya çıkarırlar. Genellikle dar ve dolambaçlı patikalardan yürümek, evlere ulaşmanın tek yoludur.